• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/GencKalemlerTC
  • https://www.twitter.com/Genc_Kalemleriz
  • https://www.instagram.com/genckalemlerdernegi
  • https://www.youtube.com/channel/UC0VzJMZL82wPQrbkXHgq-LA
Üyelik Girişi
Site Haritası

Genç Kalemler Gözüyle Tarih

   Tarih milletlerin var olması için en temel dayanaklardan biridir. Hiç şüphesiz ki devletler ve milletler geleceklerini inşa ederken geçmişlerinden yararlanmak zorundadır. Gelecek ve geçmiş bütünüyle var olur. Geçmişiyle kopuk, atalarıyla hiçbir bağı olmayan devlet ve millet inşalarının dayanaksız ve kısa ömürlü olması muhtemeldir.

   Bize göre Tarih, bütünüyle ele alınması gereken bir konudur. İçinde bulunduğumuz coğrafyanın bir Türk-İslam coğrafyası olduğunun bilincinde olarak, tarihimizi ele alırken konunun kökünü hem Türk devletlerine hem de İslamiyet’in yayılışı ve Türkler tarafından kabul edilmesine kadar götürür; bu kapsamdaki tüm tarihi olay ve gelişmeleri “kendi tarihimiz” olarak benimseriz.

   Büyük Hun İmparatorluğu’na kadar geriye gidildiğinde dahi o dönemin kültürel özelliklerini ve yaşayış biçimlerini bugüne taşıdığımız görülmekteyken, Talas Savaşı ile Türkler arasında yayılması hızlanan İslamiyet’in Oğuz Boyları içerisinde etkinleşmesi; sonrasında da tüm dünyaya hükmeden Osmanlı İmparatorluğu’nun kültürel özelliklerinin ve yaşayış biçimlerinin tamamına yakınının bugün de devam ettiği ortadadır. Gerek Anadolu coğrafyasında gerekse de dünya üzerinde Türklerin yaşadığı diğer coğrafyalarda, töreler, gelenek görenekler, inanç ve ibadetler çoğunlukla birbirinin aynıdır ve hepsi bizim tarihi ve kültürel mirasımızdır. Bu coğrafyalarda konuşulan diller, işleyen yönetim sistemleri, halk arasında yaşatılan gelenekler, İslamiyet’ten önceki inanç sistemi olan Tengricilik ve İslamiyet’in çok sayıda benzerlik göstererek bugüne getirdiği inanç ve ibadet anlayışları; tüm bunlar “bizim tarih” imizdir.

   Daha yakın geçmişe baktığımızda, tıpkı Osmanlı İmparatorluğu’nda olduğu gibi dünyanın sömürü güçlerine karşı İslamiyet’in ve Türklerin hakkaniyet mücadelesinin vücut bulduğu Milli Mücadele tarihimiz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulması ve 2000’li yıllara taşıdığımız “Türk – İslam” kültür ve yaşayış özelliklerimiz de “bizim tarih” imizdir.

   Tüm bu tarih süreçlerinde dönemlere damgasını vurmuş devletler ve liderler, doğru ve yanlışlarıyla, biri diğerine üstün tutulmaksızın kabul edilmeli; birini yüceltmek uğruna diğerini kötülemek ve aşağılamak tutum ve davranışına başvurmak Genç Kalemler Derneği’nin tarih bilincine aykırıdır. Bizim tarih bilincimiz gösterir ki, tarihten bugüne taşıdığımız bütün iyi ve güzel değerlerimiz gelecek nesillerimize de aktarmalı, ayrıca bunların içerisindeki yalan ve yanlış değerlerin gelecek nesillere taşınmaması için gerekli çalışmayı yapmalıyız.

   Bu çalışmalar hususunda dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta vardır ki; o da doğru bilgi ve belgelerden hareketle tarih aktarımı yapılmasının önemidir. Dünya siyasi tarihine bakıldığında, egemen sömürgeci güçler kendi tarihlerini olduğundan büyük göstermek, kendi tarihlerindeki kara lekeleri başka devlet ve milletlerinmiş gibi göstererek kendilerini aklamaya çalışmak, yalan ve düzmece bilgi ve belgelerle başka devletlerin üzerinde güç ve baskı uygulamak gibi tutum ve davranışlar sergilemiş, hatta çoğu zaman bunu bir devlet politikası haline getirmişlerdir. Bu sebepledir ki, kendi tarihimizi tekrar yazarken ve tarihimizi gelecek nesillere aktarırken dayanak aldığımız bilgi ve belgelerin güvenilirliğine ve geçerliliğine son derece dikkat etmeliyiz. Günümüzde tartışma konusu yapılan çeşitli tarihi olay / kişi / devletler hakkında yorum yaparken, yargıya varırken kaynak gösterdiğimiz bilgi ve belgelerin nesnel olmasına özen göstermeliyiz. Doğru bilgi ve belgelere dayandırarak ortaya koyduğumuz savların doğruluğunu ispatlamak ve sömürgeci devletlerin ortaya attığı sahte tarihi bertaraf etmek için sonuna kadar, kendimizi sürekli geliştirerek mücadele içinde olmalıyız. Egemen sömürgeci güçlerin oluşturdukları sahte bilgi ve belgelere dayanarak tarih bahsine girmek, gelecek nesillerimize yanlış ve sağlıksız bir tarih aktarımında bulunmak demektir. Bu durumu daha büyük pencereden yorumlamaya kalkarsak da, geçmişiyle, kökleriyle doğru ve sağlıklı bağlar kuramayan devlet ve milletlerin geleceklerinin tehlike altında olduğu sonucuna varırız.

   Tarih konusunun önemini ve sahte tarih ile mücadelenin gerekliliğini Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleriyle ifade ederek metnimize son veriyoruz:

   “Büyük devletler kuran ecdâdımız büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdâdını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”

   “Her şeyden evvel kendinizin dikkatle ve itina ile seçeceğiniz vesikalara dayanınız. Bu vesikalar üzerinde yapacağınız tetkikâtla her şeyden ve herkesten evvel kendi inisiyatifinizi ve milli süzgecinizi kullanınız.”
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam26
Toplam Ziyaret26393
Takvim